“İyi sürücü olduğunuz için teşekkür ederiz…”
SERAP DÜZGÖREN ARI
ANTALYA
Sigortacı olarak misyonumuz sadece, zorda kalanın yanında tam olmak değil, hoşgörü ve sabrın ruhumuza kattığı katma değeri yeniden hatırlatmak, farkındalık yaratmak aynı zamanda.
Dünyanın tatil yapma hayaliyle koştuğu bir şehirde çalışmak zorundaysanız, çektiğiniz acıyı kimse bilemez. 45 derece diye görüp 60 derece olarak hissettiğiniz, klimaya çarptığınızda 20’lere düşürüp kapıdan çıktığınız anda erime moduna geçtiğiniz bir iklimde akıl ve ruh sağlığını stabil tutmak öyle zordur ki… Bildiğiniz cinnet psikolojisiyle yaşarsınız. Misal, herhangi bir şehirde iki araba çarpıştığında, iki taraf arabadan inip tokalaşıp geçmiş olsun derken, burada birden fren yapıp arkadaki arabanın arkanızdan çarpmasına yol açtığınızda ve çok şükür iki arabada da hasar olmadığında, arabadan inip yapacağınız ilk şey arkadaki arabanın ön camını kung fu sıçrayışıyla patlatmak olabilir. Sonra sakince elinizi uzatıp geçmiş olsun demek istediğinizde bunu anlamayan arkadaki şoförün yumruğunu yiyebilirsiniz. Oluyor yani, beynin sağlıklı çalışabilmesi için soğutmasının iyi çalışması lazım çünkü. O zaman olay kaza tutanağına, çarpışma sonucu yumruklaşmaya bağlı cam hasarı olarak geçebiliyor.TRAMER düşünsün kim haksız!
Beynimize de klima taktırmak lazım
Sıcaktan motoru yanmasın diye, ATM kabinlerine bile klima bağlanmak zorunda olan bir memlekette insan beyninin bu kadar savunmasız bırakılması haksızlık aslında. Beynimize de klima taktırmak lazım. Buralarda yollarda yaşlı insan göremezsiniz. Eskiden sıcak diye çıkamadıklarını düşünüyordum ama artık sıcaktan, çok yaşamıyorlar endişesindeyim. Uzun yaşamak için kaçış planları yapmalı. Axa Sigorta’nın iyi sürücü olmak üzere farkındalık yaratmak üzere hazırladığı bir reklam var. Yaşlı teyze caddeden karşıya bir türlü geçemez. Hızlı, sabırsız sürücüler onun kaplumbağa hızına tahammül edecek duyarlılıkta değildir. Sonra biri durur, eliyle buyurun geçin işareti yapar. Teyzem elinde bastonu, sırtında kamburu, şişe dibi gözlükleriyle milim milim yürümeye başlar. Sürücü, oturduğu koltuğunda derin bir iç çeker. Zamanı ve sabrını verdiği insanın, yorgun ömrünü sürükleyerek götürmesini izlerken, kendisine düşen hayat dersini almaya çalışır. Derken… Teyze arabanın tam ortasına gelmişken bir anda dimdik olur, kamburu gider, bastonu kenara fırlatır. Şoförün şaşkınlıkla gözleri ve ağzı büyür, çığlığını ellerini ağzına götürerek bastırmaya çalışır. ‘Neler oluyor‘ demeye kalmadan teyzem en akrobatik hareketlerle break dans yapmaya başlar.
Sağdan soldan ellerinde, “ İyi sürücü olduğunuz için teşekkür ederiz” pankartları ile insanlar çıkagelirler. Sürücüye madalya takılır, arabasına iyi sürücü stickerı yapıştırılır.
Canım Türkiyem’de görmek istediğimizmükemmel manzaralar. Realite tam tersini gösterse de, görmek istediğimiz sonuçlar için mücadele etmek mesleki sorumluluklarımızın başında olmalı. Sosyal farkındalık yaratmak, sigortacıyı, sadece hasar olduğunda yanında olacak güç olarak değil, insani değerlere sahip çıkan, paylaşımı hatırlatan, toplumu eğiten ve yönlendiren kimliğe büründürmek çok güzel bir yaklaşım. Sigortacı olarak misyonumuz sadece, zorda kalanın yanında tam olmak değil, hoşgörü ve sabrın ruhumuza kattığı katma değeri yeniden hatırlatmak, farkındalık yaratmak aynı zamanda. Cama tekme atan sürücüden, yaşlılara yol veren hoşgörüde sürücülere dönüşen bir toplumun sigortacısı olabilmek dileğiyle…





