Keçi.net…
SERAP DÜZGÖREN ARI
ANTALYA
Bir keçi melemesi ile irkildim, başımı bilgisayardan kaldırıp ekranda dönen reklama takıldım. Algıda seçicilik mesleki terimlerden değil, keçi melemesinden girdi kulağıma. Sigortam.net’in netini meleyen bir keçi, hay bin kunduz…
Selvi Boylum Al Yazmalım filminde Türkan Şoray’la baygın bakışmalarını aşk saydığım ama bir türlü öyle bakamadığım, akil adam olmasına “yalan söylüyorsunnn…” repliğiyle haykırmak istediğim, bir ara sempati duyup hızla vazgeçtiğim Kadir İnanır ve bir keçi… Bildiğimiz meleyen keçi hayvanı. Bizle ne alakası var? Bu muhteşem ikili, sigorta reklamı yapıyor. 12 yıllık bir broker firması, yaklaşık 20 şirket üzerinden internet erişimi ile sigortacılık yapıyor. Bir an kendimi sarp bir yamacın kuytusunda hissediyorum. Ayaklarımın altından kayan taşların uçurumdan yuvarlanışını çaresizce izleyen, korkmuş Ankara keçisi gibiyim. Aşağıda yemyeşil çayırlarda Kadir İnanır ve Sigortam.net keçisi keyfi alemde…
İnternet pazarında, hızla değişen satın alma alışkanlıklarında, markete karşı bakkal, yel değirmenlerine karşı Don Kişot ruh halindeyim yine. Ben biçare ve yalnız acente, sigorta şirketlerinin acımasız sözleşme maddeleri arasında ezilirken brokerlerin, çoklu şube ağının, bankaların ve hatta ‘Sigorta PTT de yapılır’ yazılarının altından geçerken çok dertliyim… Bu keçi melemesi bana ait olmayı, birlik olmayı, yoksa yok olacağımı haykırıyor. Fıkradaki, ‘peynirini marketten alırsın ama cenazene mahalle bakkalın gelir’ gibi ‘Sigortanı internetten yaptırırsın ama sabah taze çayı, günaydın diyerek acenten ikram eder’ demek ve ağlamak istiyorum. Tek ayrıcalığım buysa ve fakat sevgili tüketici/müşteri için bu her geçen gün anlamını yitiriyorsa silkelenip kendime gelme zamanı mıdır artık? Acente olarak yenilenmezsem, yetişemezsem, birleşmezsem, güç olmazsam… Kadir İnanır ve keçi Fatiha okuyacaklar ardımdan. Ne yapmalı, ne etmeli de bir iken biz olmalı? Birileri yemyeşil meralarda melerken, kayalıklarda bir tutam ot peşinde ziyan olmamalı… Ah beni yerler yerler…





