Mesleğe Sahip Çıkma Zamanı
NERMİN TUĞBAY
Zaman mesleğe sahip çıkma birbirbirimize destek olma zamanıdır. Yoksa bu ekonomik sıkıntılar içinde kaybolur gideriz.
Acente, öncelikle bu mesleğin etik ve ahlak kurallarına uymalı ve bağlı kalmalı. Bu mesleği hakkettiği şerefli ve onurlu bir şekilde ekmeğini kazanan acenteleri toplumun nazarında üst seviyeye taşımalı. Her sigortacının iş alanı alın teri ekmeği ve namusudur. Kimse kendi namusuna nasıl ki el atılmasını istemezse,başkasının ekmeğine de el atmamalıdır. El atanları da biz meslek sahipleri olarak toplum nazarında ve kendi içimizde deşifre etmeli, ifşa etmeli, içimizden bu pislikleri temizlemeliyiz. Onurumuzla bu mesleği devam ettirmezsek, toplumun, kartellerin, tröstlerin, bankaların, genel müdürlüklerin ciddiye almadıkları bir meslek grubu olarak yok olmaya mahkum oluruz. Bu ekonomik sıkıntılar içinde de kaybolur gideriz. Zaman mesleğe sahip çıkma bir birbirimize destek olma zamanıdır.
En büyük tehlike
Şu anda ve gelecekte acenteyi bekleyen en büyük tehlike sanal satış, düşük kar marjı büyük maliyetlerdir. Bankalar bu alanda şu an bankacılık yapmamakta, kendi ürünlerinden kar etmemekte, sigorta şirketlerinin onlara uyguladığı yüksek komisyonla çantayı alıp bankacılık değil de sigortacı acenteliği yapmakta en büyük acenteler olmaya devam etmektedirler. Yasal düzenlemeler; her ne kadar sektörel fayda getirse de acenteliğin değil daha çok yabancı sermayeli sigorta şirketlerinin lehine yararı olmuştur. Bizim burada yapmamız gereken fiyatların minimize edilip kar marjımızın da maksime edilmesidir.
Acentenin portföyü kalmamış, pazar payı son derece daralmış ve daralmaya da devam etmektedir.
Müşteri en ucuz teklifi tercih etmektedir. Bilinçsiz olan müşteri de fiyatları görünce acenteyi suçlamakta fiyatı ve piyasayı sanki acente oluşturmaktaymış gibi algı yaratılmaktadır. Halbuki bu alanda tek dahili olmayan acentedir. Acente, şirketlerin eli, kulağı, ayağı ve satış kaynağıyken şu an; angarya, olsa da olur olmasa da olur zaten arz çok pozisyona düşmüş bir meslek gurubu haline gelmiştir. Daha önceleri bölge müdürlükleri acentenin ayağına gelip acentelik vermek isterken şimdi ise işin rengi değişmiştir. Bunun için eski dostluklar, hediyeler, bölge müdürlükleri önünde kuyruklar, beklemeler. Olmadı araya siyasi bürokratlar, bakan, milletvekili, müsteşar sokup acentelik almaya çalışılmaktadır. Bu sektör çalışanları profesyonel iş yapmaktadır ve yapmalıdır hak eden istediği acenteyi hakkıyla almalıdır. Herkes bu pazarda ekmek yiyebilir ama namusu şerefi ve onuruyla ekmeğine el atanların ellerini kırmayı da bilmelidir. Sırf adam bulmuş diye ya da para dökmüş sermaye sahibi olmuş diye kimsenin ezilmesine yok edilmesine izin verilmemelidir.
Her acentenin bölge tekeli konmalı, uygulanmalı ve takip edilmeli. Daha önce vardı ve sıkı denetleme yapılmakta idi. Bizim bölgemizde bir gerçek sahibi olan acenteler olmakta, bir de gölge sahipleri var olmakta. Bu da sektörün gelişmesini engellemekte. Gerçekten sektöre emek vermiş insanlar dışarıda bırakılmaktadır. Karamsar bir tablo çizmek istemem. Her ne olursa olsun acenteler ekmeği için mücadele etmeli. İletişimi kesmemeli, yapıcı çözüm önerileri getirmek için yeni birlikler ve sivil inisiyatifler geliştirmelidir.




