Gezdiğim dikenli aşk yollarında elimden bin türlü saz geldi, geçti
MUSTAFA AYDINÇELEBİ
CANLI ARŞİV
Okuduğumuz yazıyı yazanı, duyduğumuz sözü söyleyeni iyi tanıyamazsak; neyin peşinde olduğunu kavrayamazsak dolduruşa gelip yanlış yapabiliriz.
İHANETİN ROTASI
-Mert düşman namert dosttan evladır.
Namert dost maskelidir. Dost maskesi takmış düşmandır. Mert düşman ise maskesizdir.
Göründüğü gibidir. O bakımdan; dost görünenlerin, gerçek dost olup olmadığını fark etmek mecburiyetindeyiz.
Kimin dost kimin düşman olduğunu fark edemeyen, düşmanın algı operasyonuna kapılarak düşmanın veya hasmın değirmenine su taşıyan; farkında olmadan ihanet batağına düşüp baltayı dizine vurmaya mahkumdur.
Okuduğumuz yazıyı yazanı, duyduğumuz sözü söyleyeni iyi tanıyamazsak; neyin peşinde olduğunu kavrayamazsak dolduruşa gelip yanlış yapabiliriz.
Emperyalizm
Hedefindeki devletin veya toplumun vatandaşı ya da mensubu olan senin; eline verdiği, senin taşınla, senin kuşunu vurdurup; senin, kendi taşınla vurduğun kuşunu elinden alarak, etini yeme politikasıdır.
O kuşu vurmanı sağlamak içinde önce sana, o kuşun zararlı bir yaratık, bir düşman olduğuna inandırır. O kuşun zararlı bir yaratık olduğuna inandığın anda; farkında olmadan, düşmanın ağına düşmüş bir avsın. Kullanılacak, kendi ülkene, kendi toplumuna ihanet için hazırlanacak bir adaysın. Batılıların hep uyguladığı bu emperyalist politikada devlet veya kurumu dize getirmek için ilk yapılacak iş baştaki yöneticileri gözden düşürecek iftira kampanyaları yaptıracak adamlar bulmaktır.
Nasıl yaparlar?
Bunu iki şekilde yaparlar.
1) Beyin yıkayarak
2) Makam vaat ederek, çıkar sağlayarak veya para vererek.
Bunları yapmaya en müsait olanlar ise genellikle, iktidar hırsı olan muhaliflerle, çıkarı için her şeyi yapabilecek menfaatperestlerdir.
Hangi yöntemler kullanılır?
Kullanılan yöntem ise genellikle:
1-Yönetenlerin zayıf taraflarını öne çıkarmak.
2-Yaptıkları işleri hep kusurlu veya kötü göstermek.
3-Pireyi deve göstermek. Yani ufak kusur ve eksikleri büyük göstermek.
4-Yapılan iş veya ailevi meselelerle ilgili olarak iftira kampanyaları düzenleyerek yöneticiyi gözden düşürmek.
5-Komplolar hazırlayıp profesyonel gösteri gurupları da kullanarak halkı galeyana getirmek.
6-Son aşamada bazı güçleri kullanarak yönetimi alaşağı edip kendi emrindeki insanları işbaşına getirmek.
Netice: İyisiyle kötüsüyle tüm toplum mensupları emperyalistlerin esiri…
Suçlu kim?
Sadece; çıkar hırsı yüzünden düşmanın ağına düşüp ihanet eden mi?
Algı operasyonuna aldanıp hainlere destek veren veya en azından göz yumanların vebali hiç yok mu?
Yabancı sermaye fobisi
Yabancı sermayeyi yurda getirmek elbette ki önemli. Gelen yabancı sermayeyi ürkütmemekte önemli.
Niye önemli?
Çünkü; yabancı sermaye yurdumuza gelirse; istihdam yaratır, ham maddemizi mamul hale getirip katma değer sağlar, ihracatımızı arttırır, ithalatımızı azaltır. Hülasa, ekonomimize katkı sağlayıp vatandaşımızın hayat standardını yükseltir. Pekii; gelen yabancı sermaye;
-Ya emekçinin emeğini sömürüyorsa?
-Ya ürünlerini yurt içinde fahiş fiyata satıyorsa?..
Hatırlayalım; bu ülkede yıllarca gazyağı tenekesinden araba yapıp Mercedes fiyatına sattılar!.. Üstüne üstlük; sipariş anında bedelini peşin alıp aylar sonra teslim şartıyla!..
-Bu; ülke ekonomisine katkımıdır? Yoksa ülke insanını sömürme midir?
Evet, ülkeye yabancı sermaye gelmesi iyidir. Yabancı sermayeyi de ürkütmemek lazım.
Fakaat!
Eğer, gerçekten, yabancı sermayeyi; ülke ekonomisine katkı; ülke insanının hayat standardının yükselmesi için istiyorsak sonuca bakmamız lazım.
1-Emeği sömürülenin hayat standardı yükselmiş midir?
Düşmüş müdür?
2-Pahalı mal ve hizmet alan tüketici hayatından memnun mudur?
Haaa! Bu işten memnun olan hiç mi yok? Derseniz; vaaar!..
-Acenteyi, emeğinin karşılığını tam vermeden koşturarak oluşturduğu portföy sayesinde; yabancı sermayeye; umduğunun üstünde bir bedelle şirket satıp acenteleri de bonus olarak veren sigorta şirketi patronları!..
Hülasa-i kelam:
Acenteler olarak;
1-Ülkemizin, sömürge ülkesi muamelesi; ülke insanının da sömürge ülkesi vatandaşı muamelesi görmesini istemiyoruz.
2-Sigorta şirketleri, kendi ülkelerinde, acenteleriyle hangi şartlarda çalışıyorsa, ondan düşük şartları bize dayatmasına rıza gösterilmemelidir.
3-Madem; devleti yönetenlerin, ülkeye yabancı sermayeyi çekmekteki gayesi, yukarıda belirtildiği gibi, ülke insanının refah ve saadeti ise; yabancı sermayenin bu sömürü düzenine son vermesini beklemek en doğal hakkımızdır.
Çare: 5684 sayılı kanun revize edilerek;
1-Acentelerin hak ve vecibeleri; SAİK (Acenteler İcra Komitesi) ile TSB (Şirketler Birliği) arasında yapılacak toplu sözleşmeyle belirlenmelidir.
2-Acentelerin emeğiyle oluşup şirketlerin sahiplendiği potföy mülkiyeti, gerçek sahibi olan acentelere iade edilmelidir.
Şecaat arzeden emperyalist
Ortadoğu uzmanı olduğu; Hillary Clinton'un kazanması halinde de üst düzey bir görev verileceği söylenen Amerikalı bir emperyalist; gazetecilerin, 15 Temmuz kalkışmasında CIA’nın rolü var mı? Sorusuna cevaben; (CIA'nın rolü olsaydı hareket başarılı olurdu) demiş.
15 Temmuzda, CIA'nın rolü olmadığı iddiasının inandırıcı olmadığı bir yana; adam, şecaat arzederken sirkatini söylemiş. (marifetini anlatırken hırsızlığını söylemiş.)yani;
gerek türkiye'de gerekse başka ülkelerdeki başarılı darbelerin CIA'nın marifeti olduğunu ikrar etmiş.





