Üç Önerim Gerçekleşirse Sektörde Sıkıntılar Biter
MEHMET KARAAĞAÇ:
TÜSAF Yönetim Kurulu Üyesi
Yaklaşık 2008 yılından bu yana zorunlu trafik sigortasının zarar etmesi geleneksel hale gelmişti. Her nedense tüm şirketler, “Bu branştan ne kadar zarar ederim” diyerek, gelecek yılın hesaplarını yaptılar. Bu süreç 2015 yılının Haziran ayına kadar sürdü… Trafik sigortalarındaki bu zararların çözümüne yönelik üç önerim olacak.
1. Trafik sigortalarında yakın eş, çocuk, anne, baba, kardeşlerin üçüncü şahıs olarak görülmemesi lazım. Araç sürücüsü yolda giderken dikkatsizliği sonucu aracı ile tek taraflı kaza yapıyor. Kazada araç içerisinde bulunan birinci dereceden akrabasını kaybediyor. Bakıyorsunuz üçüncü şahıstan ölüm, daimi sakatlık gibi tazminatlar ödeniyor. Bu tarz hasarların ödenmesi bana olumsuz geliyor.
2. Trafik sigortalarında 10 yıl geçmişe dönülüyor. Bakıldığında bu çok uzun bir zaman dilimi. İhbar süresi poliçe vadesinde veya poliçe bitim vadesine göre 6 ay ile 1 yıl arasında süreyi geçmemeli.
Bizleri prim bahanesiyle ortak etmeye çalışıyorlar
Bunun 10 yıl geriye dönük olması, bazı hasar danışman bürolarının açılmasına neden oluyor. Ölücüler diye tabir edilen sektör oluşuyor. Hatta zaman zaman bu tarz ofislerden mailler geliyor. Bu işe bizleri sözde prim verme bahanesiyle ortak etmeye çalışılıyorlar. Bu tarz oluşumların önüne geçilmeli. Bir acente, poliçesinden doğan ölüm ve sakatlık tazminatlarını kendi çözümleyebilmeli, sigortalılarını bu tarz oluşumlarına alet etmemeli.
3. Trafik sigortalarının ölüm ve daimi sakatlık tazminat bedelleri kişi başına/kaza başına çok yüksek. Bu tutarların düşürülmesi gerek ve ölümlü kaza meydana geldiği zaman, o tarih itibarıyla teminatların geçerli olması gerekir. Bana göre bu üç madde başlık üzerinde detaylı çalışmalar yapılmalı. Bu sayede hem hasar yönünden şirketler rahatlayacak hem vatandaş daha ekonomik sigorta yaptıracak. İnşallah bu sayede kuşa dönen acente komisyonları eski halini alır.




