|

Saygıdeğer Acente Arkadaşlarımız, Seçim yaklaşıyor,kulağımıza pazarlık haberleri,seçim vaatleri verildiği haberleri gelmeye başladı. TÜSAF asla mesleğimiz üzerinden pazarlık yapılmasına izin vermedi ve bu türlü hesaplar içinde asla olmadı ve olmayacaktır. TÜSAF olarak hep biz dedik;asla ben-sen demedik. TÜSAF gibi mesleğin geleceğini düşünen,çocuklarına onurlu bir iş bırakmak isteyen,duyarlı acente arkadaşlarımıza faks yoluyla duyurduğumuz haberleri tekrar hatırlatmak istedik. Haberin devamında sırası ile Sigorta Prodüktörlüğü,Trafik Sigorta komisyonları,Bilgilendirme Yönetmeliği ve Bankalar ile ilgili yaptığımız çalışmalar ve gelişmelere ulaşabilirsiniz.
PRODÜKTÖRLÜK
1992 yılında TBMM gündemine gelen Sigortacılık Kanunu ile acentelerin poliçe tanzim ve tahsilat yetkileri kaldırılırken, birden fazla şirketle çalışmaları da yasaklanmaya –dolayısıyla acenteler prodüktör haline getirilmek- istenilmiş, ancak bu kanunun komisyonlardan geçmesi acenteler tarafından engellenmişti.
Hatırlayacağınız üzere, iki yıl önce yürürlüğe giren Sigortacılık Kanunu içine de, bir “oldu-bitti” yaratılarak son anda taslağa sokulan Sigorta Prodüktörleri’ne, acentelerin pazar payının daralacağını gerekçesiyle sadece TÜSAF tarafından şiddetle karşı çıkılmıştı.
"Ev kadınlarına, emeklilere, öğrencilere ek gelir, işsizsizlere iş imkanı yaratmak" gerekçesiyle taslağa alınan sigorta prodüktörleri, TÜSAF tarafından yapılan çalışmalarla TMBB Komisyonlarında taslaktan çıkartılırken, SAB Derneği Sigorta Prodüktörlerini desteklediğini açıklamıştı.
Önce acenteler prodüktör haline getirilmek istenilmiş, sonra ise prodüktörler bir dağıtım kanalı olarak yasaya konulmak istenilmiştir. Amaç, acentelerin etkinliğinin azaltılarak süreç içinde devre dışı bırakılmasıdır.
HİÇ ŞÜPHENİZ OLMASIN Kİ, SİGORTA PRODÜKTÖRLERİNİ DESTEKLEYENLERİN SEKTÖR MECLİSİ SEÇİMLERİNİ KAZANMASI HALİNDE SİGORTA PRODÜKTÖRLERİ TEKRAR GÜNDEME GETİRİLECEKTİR. TÜSAF BAŞKANI LEVENT ERGUN HARÇLIK İÇİN SİGORTACILIK YAPILMAZ - Ergun, "Bir mesleğin herşeyden önce o meslekten gelecek bekleyenlerle ve o meslekte yeterli birikime sahip kişilerle yüceleceğini" söyleyerek, "Ev hanımına, öğrenciye, emekliye ek gelir, işsize iş diye prodüktör derseniz biz bunu doğru bulmayız. İşine karşı aidiyet duygusu olmayan günübirlik kazanç sadece amelelerde olur. Biz sektörün amele zihniyetindeki insanlarla doldurulmasına karşı olduk. Mutfak masrafına katkı ya da harçlık çıkartmak için günübirlik sigortacılık yapılmasının karşısındayız" diye konuştu. Prodüktörlüğün AB müktesebatına göre yeterlilik koşullarıyla disipline edilmeye çalışılan aracı yapısını deforme etmeyi amaçlayan, ilerleyen dönemlerde ise acentelerin pazardan çekilmelerine neden olacak bir talep olduğunu ileri süren Ergun, "Acenteye bağlı çalışsın tezi ise minareye kılıf geçirmeye çalışmaktan farksız.”Biz zaten acentelerin zar zor geçinebildiklerini düşünüyoruz. Hangi acente komisyon paylaşımı yapmaya dayanabilecek durumda? Basit olarak bakarsak, '10-15 prodüktör bağlarım kendime, yeni iş gelir' diyebilirsiniz. Bu iş kimden gelecek? Prodüktör kanalıyla diğer acentenin işinden. Ya diğer acentenin prodüktörleri ne yapacak? Onlar da sizin işinizi götürecekler. 100.000 prodüktör hedefi konuşuluyorsa, 15.000 acente tarafından paylaşılan acente komisyonunun 115.000 aracı tarafından paylaşılması demektir." dedi.
Sigortacı Gazetesi 2007/07 SAB BAŞKANI LEVENT KORKUT Prodüktörlüğe Sıcak Bakıyoruz! Prodüktörlük konusuna sıcak baktıklarını ve bu konunun yasada da önem taşıdığını dile getiren Korkut, "Biz SAB olarak bu konuyu destekliyoruz.” Prodüktörlüğün mutlaka yetkili ve kurumsal bir acentenin altında çalışmak şartıyla var olması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü böylece belki de 50-60 bin tane insanın sektöre üretim yapması, sektörün ileri dönük beklentisi olan bireysel sigortalarda hamle yapması ve yaratılacak olan uzun vadeli fonların daha büyük rakamlara ulaştırılması sağlanacak" dedi. Sigortacı Gazetesi 2006/10
TRAFİK SİGORTA KOMİSYONLARI TÜSAF, 12.05.2004 tarihinde trafik sigortalarında Hazine Müsteşarlığı tarafından tavan olarak belirlenen %10 acente komisyonunun düşük olduğunu, acentelerin giderlerini karşılayamadığı ve komisyonların yükseltilmesi gerektiği ileri sürerek, trafik sigorta komisyonlarının“en az %20” olması için Sigortacılık Genel Müdürlüğüne yazılı bir başvuru yapıyor. Bu başvurumuz, o tarihlerde yürürlüğe giren Tramer uygulamaları nedeniyle sıklıkla ve pek çok ilimizde tanıtım organizasyonları düzenleyen TÜSAF tarafından açık olarak dile getiriyor ve tüm sektör tarafından duyuluyor. Acenteleri heyecanlandıran bu girişimin ardından ve tam 4 ay sonra, 07.09.2004 tarihinde SAB Derneği, tarafımızca yapılan talebin yüksek olduğunu savunurcasına, %10 olan trafik sigorta komisyonunun %15 olması için Sigortacılık Genel Müdürlüğüne bir talep yazısı yolluyor. 2004 yılı son günlerinde, Hazine Müsteşarlığı yeni yılın trafik sigortalarına ilişkin tarifesini yayımlarken, acente komisyonlarını –maalesef- %17 olarak ilan ediyor. 2005 yılının başında, Dünya Gazetesinde köşe yazılarıyla tanınan Noyan Doğan, acente lobisinin “vatandaşın hakkını çaldığını ve komisyonların yükseltilmesi yerine fiyatların düşürülmesinin gerektiğini” ifade eden görüşlerini köşesine taşıyor. Bir sonraki yazısında ise, bir dernek yöneticisinden gelen yazıyı aşağıdaki şekliyle ve okurlarıyla paylaşıyor: "Acenteliğin meslek olması hususunda öncelikle Koç Allianz sigortada acenteler derneğinin kuruculuğunu üstlendim ve şimdide SAB yönetim kurulunda görev yapmaktayım. Sigorta acentelerinin trafik sigortalarından dolayı yüzde 70 artan komisyon konusunda vatandaşların hakkını çaldığımız hususundaki makalenizi okudum. Trafik sigortalarında şirketlerin zarar ettikleri gerçeğinin herkes bilincindedir…” Trafik sigorta komisyonlarının artışına ait bu gerçeklerin, olayların tarafı olarak bizlerin değil, acentelerin yarınlarıyla ilgili önemli kararlara imza koyacak Sektör Meclisini ve İcra Komitesini seçecek İl Delegeleri olarak sizlerin yorumlaması daha doğru olacaktır.  OBJEKTİF BAKIŞ / Noyan Doğan
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
Geçen yazımda Türkiye'de ezelden beri bir acente lobisi olduğundan ve bu lobinin siyasilere etki ederek, bu senenin başında trafik sigortalarında uygulanan acente komisyonunu yüzde 10'dan yüzde 17'ye yükselttiğini belirtmiştim. Yine yazımda trafik sigortası primlerine yüzde 7 oranında zam yapılırken, acente komisyonlarının yüzde 70 oranında artırılmasını doğru bulmamış ve "bu artış vatandaşın ödeyeceği primden düşülse dana iyi olmaz mıydı?" diye de sormuştum. Konuşmanın özetini sizlerle paylaşacağım ama önce isterseniz acentelerden gelen yazılardan birini aktarayım. Yazıyı yazan H.Kerim Sucu: "Acenteliğin meslek olması hususunda öncelikle Koç Allianz sigortada acenteler derneğinin kuruculuğunu üstlendim ve şimdide SAB (Sigorta Acenteleri Birliği) yönetim kurulunda görev yapmaktayım. Sigorta acentelerinin trafik sigortalarından dolayı yüzde 70 artan komisyon konusunda vatandaşların hakkını çaldığımız hususundaki makalenizi okudum. Trafik sigortalarında şirketlerin zarar ettikleri gerçeğinin herkes bilincindedir. “Kasko komisyonlarında artış olması gerekirken trafikte sigortalarında TRAMER'e (Trafik Sigortası Bilgi Merkezi) rağmen bu artış çok olmamış mı?” deseydiniz sizle aynı fikri belki paylaşabilirdim BİLGİLENDİRME YÖNETMELİĞİ Biz sigorta acentelerini çok yakından ilgilendiren Bilgilendirme Yönetmeliği konusunda TÜSAF olarak muhtelif zamanlarda önemli açıklamalarda bulunduk.Ek-1 Bigilendirme Yönetmeliği çerçevesinde müşteriye teslim edeceğimiz poliçeleri müşterinin bizzat kendisi; şirket ise yetkilisinin imzası karşılığı teslim etmemiz zorunluluğu getirilmiştir.Bu uygulama biz acentelere büyük operasyonel yük ve büyük sorumluluklar getirmektedir. Bilgilendirme Yönetmeliği konusunda haberin devamında TÜSAF'ın basın bildirisi yer almaktadır. Saygılarımızla, TÜSAF YÖNETİM KURULU Bilgilendirme Yönetmeliği tarafından acentelere getirilen sorumluluklara karşı olduğumuzu muhtelif vesilelerle ifade etmekten kaçınmadık. Yönetmelik hükümlerinin acentelerle ilgili usullerinin uygulanması pratikte bize göre pek mümkün değil, hatta imkansız gözüküyor. Çoğu zaman poliçesini teslim etmeye gittiğimiz müşterimizi yerinde bulamıyor, kendisine ulaşamıyoruz. Dolayısıyla, Bilgilendirme Formu’nun sigortalının kendisi tarafından imzalanması gereğini yerine getirmemiz zorlaşıyor, hatta imkansızlaşıyor. Posta yoluyla gönderilmiş, adresine teslim edilmiş bir poliçenin Bilgilendirme Formu’nun daha sonradan kim tarafından imzalandığını kontrol edebilmemiz hiç zaman mümkün olmayacaktır. Özellikle, iş yerlerinde muhasebeciler veya sekreterler tarafından atılan imzaların önüne geçemeyeceğiz. Hatta, yıllardır aile efradının sigortasını yaptıran müşterilerimizin Bilgilendirme Formu’na attıkları imzaların hukuki durumu tartışmalı olacak. Bu konuda katı davranmamız halinde, müşterimize güven duymadığımız hissini verecek, sonra da acentesi olarak bize güvenmesini mi bekleyeceğiz? Hal böyle iken, ilerleyen dönemlerde ortaya çıkabilecek bir dava sonucunda, imzanın sigortalının kendi imzası olmaması durumunda, hem sigorta şirketi tarafından ödenen tazminattan sorumlu olacak, hem de imza farklılığı nedeniyle imza sahtekarlığından yargılanabilecek ve hüküm giymemiz halinde bir daha sigortacılık yapamayacak konuma geleceğiz. İşte bu nedenlerle, Bilgilendirme Yönetmeliği kapsamına karşı çıkarak, acente sorumluluğunun kaldırılması yönünde girişimlerde bulunduk. TÜSAF olarak bu girişimlerimizi sürdürdüğümüz sıralarda, uygulamadan hiçbir endişesi bulunmayan SAB Derneği ve bazı sigorta şirketleri birlikte çeşitli tanıtım toplantıları düzenlemekte hiçbir sakınca görmediler. TÜSAF olarak, Bilgilendirme Yönetmeliği nedeniyle, telafisi mümkün olmayan kayıplarla karşılaşacağımız acente sorumluluğunun kaldırılması yönündeki çalışmalarımız devam edecektir.
Oyunuzu kullanırken, oyuna gelmeyin ve Bilgilendirme Yönetmeliği nedeniyle acentelerin içinde bulundukları sorumluğa destek verenlerin önünü açmayın! En derin saygılarımla, M.Levent ERGUN TÜSAF Başkanı
BANKALAR-ATO DUYURUSU
Bankalar tarafından sigorta acenteleri aleyhine yaratılan haksız rekabete karşı çalışmalarımız farklı bir boyut kazanmaya başladı. Önce Sigorta Kanununun 32. ve 34. maddelerinde TÜSAF önerisiyle yapılan değişiklik sayesinde, sigortalının seçme hakkının sınırlandırılması yasaklandı ve bu tür işlemler 20.000.-TL idari para cezasına bağlandı.
Geçtiğimiz günlerde ise, Ankara Ticaret Odası nezdinde yaptığımız girişimlerle, bankalar tarafından sigorta poliçesinin zorunlu olarak düzenlenmesi ya da faiz oranlarının yükseltilmesi yoluyla sigortalının seçme hakkının sınırlandırılmasının yasalara aykırılığı gazete ilanlarıyla kamuoyuna duyuruldu. Bu konuda, bir yandan Ticaret Odalarının Disiplin Kurullarının çalışmasının önünü açmayı, diğer yandan ise alınan disiplin kararları ile işlemi gerçekleştiren kurum ve çalışanları hakkında 20.000.-TL tutarındaki idari para cezasının devreye sokulmasını sağlayacağız. Öte yandan, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı-Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü ile bu konudaki görüşmelerimiz çok yakında aktif ve bitirici sonuçlarla tüm acenteleri sevindirecektir. Bu çok yönlü çalışmalarımız sayesinde, bankalar sigorta poliçelerinin kendileri tarafından yapılmasını mecbur tutamayacak, bunu kabul etmeyen müşterilerimizin kredi faiz oranını yükseltemeyecekler.
Sonuç olarak, sigortalılarımızın seçme hakkı sınırlanamayacak ve bizler müşterilerimizi kaybetmeyeceğiz. Sektör Meclisi seçimlerinde sizlerin desteğini almamız halinde, bu ve benzeri çalışmalarımızı Türkiye geneline yayacak ve etkili hale getireceğiz. Tüm bu süreçte, TÜSAF Başkanı olarak sizlerle birlikte ve sizlerin verdiği güçle her türlü sorun ve problemlerin üstesinden geleceğimizden şüphem yoktur.
|